Ana içeriğe atla

"Ben Küçükken" Mim'i


İşte fotoğraftaki kadar neşeli sayılmazmışım ben aslında. Babaannem beni uyutmaya çalışırken ben bir yandan ayıcığımı uyutmaya çalışıyorum. Gülümsemem ne kadar yüzümün her yerine yansımış olsa da pek anlaşılmıyor ışıktan. Peki hep mi gülümsüyordum; hayır... Hem de bu gülümsememle alakası olmayan şeyler yapıyordum.

-Küçükken yerimde hiç durmazmışım; ağlarmışım, uyumazmışım, 28 ay süt emmişim, annemler dışarı çıkmış yine durmamışım ancak bir yere kadar ! Bana soğan vermişler ve o an susmuşum. Hala beni gören akrabalarımız öyle der durur ve ben her defasında aynı tonda gülerim. (Kötü huylarım soğanla son bulmamış)

-Bir keresinde masanın üzerinde olan yoğurt... Ben sandalyeden masaya geçip, üstündeki yoğurdu sıva yapar gibi duvarlara sürmüşüm ve durum yine vahim.

-Çok ağladığım fotoğraf yoktur. Bir tane sobanın önünde sıcaktan ağlamışım galiba. O anda fotoğraf çekilmiş nedense onu ben de bilmiyorum.

- 8 yaşlarında filan babaannemin taklidini yaptığım videolarım vardır. Yine şımarıklığımdan ödün vermeyip annem kameraya aldığında taklidim kötüleşmeye başlamıştır.

-Mızmızlığım o kadar uzun sürmüş ki, 7 yaşında hala mızmızlanmışım. Yemek başında istemediğim yemeği yemek istemediğim için öylece sinirlenmiştim. O an tabi hemen kameralar annemin eline şıp diye gelmiş.

-Çocukken hep süslü şeyler giyer, ballı tatlılar yerdim. Şimdi tam tersine sade şeyler giyip, şerbetli tatlılar yemiyorum.

-Halamın bir kızının kullanmadığı eşyaları bana verir ve bir diğer kızının 6 yaşında bana verdiği ayakkabıdaki sözü aklımdan gitmez : "İrem büyüyünce bu ayakkabıyı giyer." Ancak ayakkabı topuklu 35 numaraydı. 

-4. sınıf zamanlarında şiir, kompozisyon yazmaya daha çok heveslenmiştim. Genelde ailem çok beğeniyordu ve sınıfta kompozisyon yazın dendiğinde gözler hemen bana çevriliyordu. Şimdi de hala öyledir...

-4. sınıf ya da 3. sınıf zamanlarında okuldan eve gelmiştim. Arkadaşımla aynı sitede oturuyorduk ve eve geldiğimizde arkadaşım muz ağacına tırmanalım dedi. O gün de en sevdiğim t-shirt üzerimdeydi. Ama o gün muz ağacına çıktık ve olmamış muzları kopardık. Sonrasında t-shirtüm çöpe gitti.

-4. sınıftan bu yana her gittiğim servisçi benden bıkmıştır. Sürekli ayaklarımızla koltuklara çıktık, servise jöle döktüm, serviste dondurma yedikten sonra kabını koltuğun arasına sıkıştırdım vs... 

-Hep oje satın almışımdır ama hiçbir zaman oje sürmemişimdir. 

-Annemin saatlerce uğraştığı örgü saçımı okulda 2 dakikada çözerdim. Eve gelince annem yine mi çözdün saçını derdi.

-İki arkadaşım aralarında bir erkek için kavga ederlerken ben aralarına karışmıştım. O günden sonra 2 yıl boyunca o çocuğu sevmeye başlamıştım.

-8. yaş günümde evde arkadaşlarımla beraber kutlama yapmıştık ve konfetileri onlar söndürmeye çalışıyorken, sönmeyeceğini biliyordum ama onlara eşlik ederek üflemeye çalışmıştım.

-Her annem ya da babamın doğum günümde şiir yazmışımdır.

Eh işte, bu kadar yani. En fazla ne yazarım diye baktım ve bu kadar galiba ? Beni bu konuda Deepciğim mimlemiş ancak ben kimi mimleyeceğimi -yine- bilemediğim için, bu yazıyı okuyan herkes yazmaya çalışırsa sevinirim. 

Yorumlar

  1. o mızmızlık nedenmiş sahi, burç neydi senin tatlım?
    (kızımın mızmızlıklarına sebep arıyorum da :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akrep hahhaha. Doğrusu ben de bilmiyorum ki, Allah vergisi :D

      Sil
  2. hehe, yaramazmışın sahiden de yaa :) hehe peki şimdi soğan yiyince daha iyi oluyo musuuun :) taklit yaparken havaya girdin ha :) o ayakkabı duruyo mu dahaaa :) servis canavarı ha :) şiddetten aşk doğar diyosun bi deee :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepsine cevabım; evet. Ancak şimdi soğan yiyince iyi olmuyorum :D O ayakkabı galiba durmuyor, yerini bilmiyorum. Bir de şiddetten aşk doğar demiyorum. O zamanki çocukluğuma veriyorum ben onu :))

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kitap Yorumu "Çıkmaz Sokak"

Kitap Fuarı'ndan aldığım kitapların hemen ertesini günü kitaplarımı okumaya başladım. Doğrusu okumadığım çok kitap artmıştı ancak çok uzun bir sürede bitirdiğim için yine kendime biraz söylensem de gerçekten güzel bir kitaptı. O zaman tümden nasıl bir yorum aldı benden, inceleyelim hadi ! :)

Çıkmaz sokaklara elveda deyin. Artık öyle bir çıkmaz sokağınız olacak ki, ruhunuz bile sokaklara elveda diyemeyecek. Belki de yeniden aşık olacaksınız bu umutlarla ve, artık bir aşkı sonlandırmanın ve yeni bir aşka başlamanın tam da bu sokaklar arası geçişte göreceğiz. Eslin'in çıkmaz sokağına hoşgeldiniz "Yiğit Kutay" ile birlikte..

Eh artık bir kitap okumamın vakti gelmiş ve çatmıştı ki bu kitap oldukça ince gözüküyor dimi ? Aslında bu kitap 622 sayfa ve oldukça büyük olan yazılarıyla da olsa uzun bir sürede bitirdim maalesef. Bazen bazı şeylerden dolayı vaktim kalmıyordu ve kitabı bitirdiğimde ilk olarak ağlayıp, sonra oh be iyi ki bitti dedim. Ancak oldukça güzel ve unutamay…

ÇEKİLİŞ VAAAR!!

Evet. Artık bunun zamanı gelmişti. Ve diğer çekilişteki gibi ödemeli düşünmüyorum. Umarım bir aksilik çıkmaz. 





Uzunca açıklama yapabileceğim kadar heyecansız değilim. Heyecanlı olduğum için pek unuttuğum şeyler de olabilir. BU BİR HIZLI ÇEKİLİŞTİR! :)) 
Öncelikle geçen seferki yaptığım çekiliş katılım şartı yüzünden 2 kişi katılmıştı. Blogum oldukça izlenmesi okunması yerlerde. Bu durum her bir yazımda etkisini bıraktı gerçekten. Ve ben de artık bu içimdeki volkanı patlatmaya karar verdim. Yarın için işim var dışarıda ve ben de aslında ya yarın ya da 4 Kasım'a kadar olacak çekilişi başlatıyorum. 
Katılım şarkı katıldım yazıp blogumu izlenmeye almak. Sadece bu. 2 kazananlı bir çekiliştir. Geri dönüş yapılmazsa bir diğer talihli kişiye aktarılır haberiniz olsun. Defterleri ben kendim yaptım. Belki beğenmeyeceksiniz ancak böyle maalesef :( İki kazanan da 2 renkli kalem, 1 siyah tükenmez kalem ve bir adet kırmızı kalem kazanacaktır. İki kazanana da sunduğum kitapları okumadım. Okuyam…

Kitap Yorumu "Kış Masalı"

Huh. Ay nasıl başlamalıyım ? Çok YouTube'da video izliyorum, hep ondan merhabaaaaa diye başlayasım geliyor. 2016'da sürprizlerim var sizlereeee. Ama Kış ayındayız ve Kış ayında Kış Masalı'nın yorumunu yazmak da uyumlu oldu. Ay çok güzel *.*


Kitap aslında o kadar hoş ki, gerçekten yani şu yorumu yaparken bile kitaptaki sözcükler geçiyor aklımdan. Aslında 1016 sayfa diye diye herkesin aklına kazındı kaç sayfa olduğu kitabın. Ayrıca zaten gerçekten uzun bir sürede bitirdim ve ben bu kitabı okumaktan gurur duydum. Herkes eline alıp hep inceledi bu kitabı. 1016 sayfa diyorum, bütün her okula götürdüğümde birinin eline veriyordum artık son 300-400 sayfa kalınca. Çünkü gerçekten yoruyordu :)) Ama bitireli de 1 hafta oldu. Pinekliyordum bu yorumu yazmak için.

Kitap şöyle bir konu alıyor; Gazeteci bir Hande Altan işinde çok başarılı biridir. 23 yaşına kadar aşktan uzak, bir iş kadını olmuştur. 29 yıllık bir aşk adamı bulana kadar... Kerem Sarper... Bir iş adamının sırlar ardında v…

İzleyiciler