23 Aralık 2016 Cuma

38-Filmler'in Esintileri "Arrival"

Uzun süredir sinemaya gitmiyor ve film izlemiyordum. Birden sinemaya gitmek isterken bir arkadaşımın mesajıyla randevu alınmış ve yollar tutulmuştu. Elbette üşengeç ve uykuyla gün geçiren İrem 2 hafta sonra film yorumunu yazacaktı... Lütfen onun kusuruna bakmayınız :))


Sanırım şu an vizyonda yok. Varsa ne mutlu çünkü bu filme gitmenizi gerçekten isterim. Çünkü oldukça ders verici bir film ve kaliteli bir film istiyorsanız, nefesinizi kesecek bir film işte burada!

Film hakkında şu an nedense pek bir şey hatırlayamıyorum. Bu yüzden internetten bulduğum film anlatımından dayanarak sizlere düşüncelerimden bahsedeceğim (yine).

Üniversitede antik diller üzerine ders veren dilbilimci Louise Banks, bir ders esnasında ABD'ye gizemli bir uzay aracının indiğini öğrenir. Dünyanın farklı ülkelerine, toplam 12 yere bu uzay araçları inmiştir. Amerikan Ordusu'ndan Albay Weber , uzaylılardan alınan ses kayıtlarının çevrilmesi için Banks'ten yardım ister. Banks, matematikçi Ian Donnelly ve uzmanlardan oluşan ekip, uzay aracının içine girerler. Mesajı anlayabilmek için çalışmalar sürerken uzay araçlarının indiği diğer ülkeler, uzaylılara saldırma hazırlığına başlar. Banks ve ekibinin tüm riskleri alarak tüm dünyayı etkileyecek bir savaşı önleyebilmek için çok az zamanı olacaktır. Arrival filmi, Amerikalı yazar Ted Chiang'ın 1998'de yayımlanan Story of Your Life adlı kısa öyküsünden uyarlandı.

Oyuncular: Amy Adams
Jeremy Renner
Forest Whitaker
Michael Stuhlbarg
Tzi Ma

Hani bir şeylere çok inandığınızı hisseder ve aslında kimsenin buna inanmamasına rağmen sizin bu gördüğünüz şeylerden hala daha anlatmak istemezken de inanmak istediğiniz şeyler vardır. Ki bu gerçekten hayatımızın bir parçası haline gelebilecek bir olaya dayanıyorsa, gerçekten bizi her anımızda etkilemeye devam edecektir. Bu yüzden inancımızı kesmeden sadece geleceğin bizim için hangi boyutta olursa olsun ilerlememiz ve aslında hiçbir şeyi umursamamamız gerektiğini gösteriyor. Çünkü ne kadar insanlar konuşursa o kadar kendi kafamızda oluşturduğumuz şeylerin doğruluğu sadece bizim fikirlerimize dayanır. 

Yani bu söylediklerimden sonra artık gitmek ister misiniz yoksa buradan açıp izler misiniz bu sizin kararınız. Çünkü oldukça efsane ve etkileyici bir film oldu. Bu yüzden tüylerinizin diken diken olmasını hayretle karşılamayınız :)) İyi seyirler...

17 Aralık 2016 Cumartesi

Hayat'ın Dalgasına Vurulmuş İnsancıklarız Biz...

Hadi bir şeyler yazıp yeni bir post at diyen yorumlar geliyor tek tük. Yani ben buna uyarlıyorum kendimce. Sonra hafta sonu olmasına rağmen o kadar zor geliyor ki o laptop'u açmak ve 1-2 saatimi ayırmak.. Telefondan yazabileceğimi bilmeden bismillah ile beraber başlayayım! 😊


Kitap yorumu yazmak yerine sizlerle sohbet (?) edebileceğimi düşünerekten duyuru konulu paylaştığım yazılardan atayım dedim. Zaten çok kişi yok bloguma uğrayan. Hani ben de bekleyemiyorum bu zamanlarda. Sınavlarım yeniden başlayacak ve tamamen bitecek. Bir çok 2 notum var ve aslında çok rahat davrandığım zamanlardan ürker oldum şu an. Ancak öyle böyle de olsa çalışıyorum ancak ne kadar yeterli bilmiyorum. Ortalamam oldukça düşük ve zamanları boş geçirmek riskli. Ancak ben ki zaten boş zamanları daha da boş yapan bir zaman dilimi harcıyorum.

Bugün Kayseri'de patlama haberi geldi. Facebook'da birkaç gündür oldukça aktifim ve sürekli hayatın, dünyanın kötü ve hüzünlendiren anları oldukça üzüyor... Allah rahmet eylesin. Allah ailelerine sabır versin. Allah herkesi korusun. Barış sağlansın. Hırsın gözünü kaçırsın Allah. Gerçekten çok zor zamanlar. Hala da zor şu an için ya da gelecekten umut etmek için içimiz rahat değil...

Hayat bu.. Dünyada üstün varlık olarak görülen insan bile bir yere kadar eli yetiyor. Ölüm gelip çattığında zamanı durduramıyoruz hiçbir zaman. Şu an nasılsak daha iyisi olmak için çabalıyoruz her gün. Herkesin bir amacı veya hayalleri var. Herkes bir koşu yarışında. Ya dalgaları savurdukça yıkılan biz miyiz? Bu herkes için farklı bir cevaba sahiptir.. Allah'a emanet olun... Dualarınızı başkalarından sakınmayın...

6 Aralık 2016 Salı

Yazılması GEREKENLER

Ufacık bir not! 

Film izledim aylar yıllar aradan sonra :) Onun yorumunu yazacağım ve bir kitap daha bitirdim onun yorumunu sizlerle paylaşacağım. YouTube Kanal önerisi yazacağım. Müzik Hayatım serisinden de bir tane ! Sonra belki önemli bir duyuru! (Belki de değildir) Sonra da bir tane bir tane... Bir tane daha bir şeyler falan filam :) 

Beklemedeyseniz ilk çıkan kamerayı açtım önünde bekleyin ben çekeceğim :)))

Sürpriz Dolu Bir Kasım Geldi Geçti Yine ^-^

Kasım ayını çok severim. Hatta çok güzel geçer benim için. Bazıları için sınav ayı olsa da, ben kışa Kasım'da alışır ve kahvelere sarılıp doğum günü sevinciyle dolarım. Bu yüzden severim dopdolu Kasım'ı.

Öyle böyle olaylı olaylı geçti gitti. Gelip çatıyor ama bir yandan işte. Yine mi yalnızız yine mi üzgün? Maalesef be... Bir arkadaş edinirsiniz ancak bazı şeyleri daha çok unutursunuz. Bazen kendi elinizden gelemeyecek ve hayatta zor durumda kalsanız yapamayacağınız durumları size uygularlar. E tabii ki de yalnız kalınır.. Sıkılırsınız o her saatten ama zaman geçsin diye geçer. 

Ders çalışma hevesimden yittim bu yüzden. Gelip daha çok gerilmeye başladım. Önemsenmeyen bir insan var çünkü ve her an yalnız hissediyor...

Bugün fark edildi ama.. Sonra herkes anlamıştı bile. Ama gereği yoktu, bu durumu ikimiz de kabullendik sonuçta. Her şeye rağmen gülümseyip de neşeliymiş rolü veriyorum ancak daha önemli olan olay da şu ki; asla bir duygu hissedemiyorsunuz. Ben geçen sene bu duygularda değildim ancak bir sıkılsam gelir yazar paylaşırdım sizi. Ancak o kadar sıkılmakla vakit öldürüyorum ki, zaten kimse önemsemiyor diye daha çok içime kapanıyorum. 

Bugün fark edilince bir arkadaş kalktı ayağı yorum yapmaya. "Ben de bu durumdaydım geçen sene ve depresyona girmiştim." dedi. Hoca da ne desin ? "İrem güçlü kız, öyle olmaz." dedi. Hah 

Hah

HAH!

İçten içe güldüm sadece. Tabii ki buraya yorum yapmanız gerekmiyor. Siz mutluysanız her şey yolunda demektir! İyi günler o zaman...