27 Ekim 2015 Salı

TEOG Öğrencisi Blogger'ı (Hiç Belli Değil)

Nedense her laptopun başına oturduğumda yorgun ve okuldan geldiğim kıyafetlerimle direkt maillere baktım. Bir süre video izledikten sonra da bir şeyler yazmam gerek deyip bu yazıya başladım. Çoğu zaman olan da bu oluyordu. Ay ne kadar da iğrenç bir kızsın sesleri duyar gibiyim. Blogdan hayatım da çok belli oluyor ama bilmeyenler vardır belki de belirsiz bir konu seçtim.


Doğrusu bugün etüten benden 1 yaş küçük biri gelip de bana bir şeyler sormasaydı ve ilk defa bu kadar ciddi konuşmasaydım belki de bahsetmek istemezdim. Aramızda geçen adım adım bu çeşit bir konuşma geçti; 

-Teog o kadar kasıyor ki, hayatından şimdi hatta bu günden başlayarak bir şeyleri çıkartıp testlerle bağdaşman gerekiyor. Ki bana bile yetmezken ki aklımı meşgul eden kimse de yokken, tek odak noktam Teog oluyor. Zaten kendisiyle seni etkiliyor, tek bir harfiyle diyebilirim. Ancak ben kendimi anlatsam, ben 1,5 sene önce aktif Facebook kullanıcısıydım. Bir an Twitter'ı çok kullanmaktan dolayı Facebook'u dondurdum. Sonra bir şeyler oldu ve hayatımı engelleyen o Twitter, IG gibi hesaplarımı sildim. Ve o günden sonra hayata bağlandım ve kendime bir söz vermiştim. Eğer bu sene iki dönem de takdir almazsam bundan sonra bütün umudumu keseceğim demiştim. 

(Örnek olarak 6. sınıfta benim ortalamam 81 ve düşünün, ben Türkçe'den ortalama 75 alırken, 7. sınıfta 90 ortalamam olmuştu.) 

Bundan sonra da 6. sınıfta iki teşekkür almıştım ancak o hedefi aklımda tutturduğumda o kadar rahattım ki, iki dönem de takdir aldım. 

Bu konuşmada benim tüm konuştuklarımın arasına sorular eklenmemiş şekli. Ki ben öyle biriyim ki, her şeye gülerim (ne kadar belliyse ?) Hatta genelde kafama göre hareket ediyorum ve iyi şeyler çıkmasa da, ben bir dediğimi genelde kendime inanıp da diyorsam, yapıyorum. İstekliysem, biri beni çekemiyor... 

Hedef 410 ? Hahahhaha :) Bakın şimdi, bu yaz 400 dedim. Güzel Sanatlar okulu puanı 400'dü. Sonra dedim ki, ya 400 olursa ? Bu hedefi de, yakın bir zamanda 410'a çıkarttım. Güzel bir anadolu da sonradan seçeceğim. Puanım bir belli olsun havasındayım :))

Güzel dilek ve duaların yorumları aktarılmasını istiyorum buradan sizlere :)) Bir dilek ve öneri de siz sunun ? :)


26 Ekim 2015 Pazartesi

Far Away

Şu an 3 yıl önceki bir eskiliği ve o yaprakların yıprandığı yazılarımı biliyorum onunla ilgili. 3 yıl öncesine ait iğrenç yazımı da biliyorum. O saçma duygularımı ve senin kirlenmek bilmeyen kırmızı kazağını ve o siyah ve iki çizgili spor ayakkabılarını ve siyah ucunda top olan bereni de biliyorum. 


3 yıl önceki seni biliyorum. Kabaca konuşmanı ve bana dediğin o kelimelere aldırış etmediğimi hatırlayıp, kendimi üzüyorum arada. Keşke eskisi gibi olsam şimdi diyorum. O günlerde dediğin o can acıtıcı sözlere aldırmayaşım gibi.. 

Nasıl vazgeçtiğimi hatırlayamıyorum. Ama en son 3 yıl sonra karşılaştığımız o anı da bir dua gibi beklediğimi söyleyemem. Seni öyle bir unutmuşum ki, o 3 sene içerisinde kendi yarattığım o insanı unutmuşum zamanla. Kendi benliğimi unutmuşken, seni de beraberinde unutmam normaldi. Ama öyle bir yarım saatti ki o, yanına gelip sen o musun demek yerine, şimdi sadece gülümseyeceğim anı bırakmak istedim. Sana fark etmeyeceğin bir ceza verdim. Söylediğin sözlerin şimdiki acılarının cezası belki de.. Ama sadece amacım beni o andan sonra yeniden hatırlaman beni o kelimelerden sonra sevmenden daha anlamlı.. 

Çok uzaklardayım, sana bir adım uzak..

24 Ekim 2015 Cumartesi

Gelişme Konuşması (İthaf İçerir)

Bildiğiniz üzere yaklasık olarak 2 yıldır blogger yazarıyım ancak tam olarak bu yaz ayında aktifleşmeye başladım. 1 sene boyunca kendimi soyutlayıp, kendi dünyamdaydım. Bloguma yeniden bir giriş yapmam üzerine bir konuşma ya da bir "teşekkür" konuşması yapmak istedim. Hatta şu an aklımda teşekkür edeceğim ithaflı yazıların içinde kimleri konuşacağımı düşünüyorum. O zaman hemen başlayalım !! *.*


İlk başta blogumu 2 Nisan 2014'de açtım. O gün evde tek başıma oturmuş şarkı filan dinlerken, sonunda blogumu kurmalıyım deyip kitap umutlarım biraz da olsa sönmüşken, blogumu ilk yazımla beraber hemen paylaştım. Ancak bazı sosyal ağlara olan ilgim yüzünden laptopa girmeyi bile unutmuştum. 17 Ocak 2015 günü bir yazı paylaşıp, sonrasında blogumdan uzaklaşmaya başladım. Gerçekten Ocak ayında değil, çoktan unutmuştum ve biraz kendimi anlayamadım. Doğrusu her şeyi unutup, kendi sandığım mutluluğumla yaşadığımı falan zannediyordum. Asıl sorun da buydu, bağımlı olmuştum.. 

Sonra ne olduysa oldu ve sosyal ağlardan çekildim ve blogumla kendimi bütünledim. 11 Mayıs 2015 günü öyle bir dönüş oldu ki, bir 20 gün sonra da ikinci yazımı paylaşmış da olsam, sonrasında gerçekten çok aktifleşmeye başladım. Haziran ayının getirdiği boşluklarda da sürekli bloguma girip yazı yazdım. Gerçekten çok bütünleştim blogumla. Üzerinden 5 ay geçti blogumla yeniden bağlamamın üzerinden..

Şimdi asıl konuya gelmek istiyorum ki burası gelişme bölümü diyebilirim.. Yeniden gelişimle bir çok kişiyle tanışma fırsatım ve hatta yükselme zamanı gelmişti. Gerçekten hani bir sokakta falan gezerken bile aklıma geliyordu hep böyle blogum. Zamanla o kadar hoş arkadaşlıklar kurdum ki, yaz ayını beraber geçirdiğim arkadaşım blogumu öğrendi ve sanki bir hikaye okur gibi blogdan arkadaşlarımı şimdi hala takip ediyor. Gizli okuyucu diyelim şimdilik ona, çünkü o da blog açabilir. 

Gerçekten o bile benim blogumdaki arkadaşlarımla olan muhabbetimi yapıyoruz böyle, hani o bile çok güzel İrem derken, ben de gülümsüyorum. Arada böyle sürekli blog arkadaşlarımdan bahseder, iyi ki tanışmışsın, çok hoşlar ya filan diyor. Emin olun arkanızdan konuşuyoruz ;) :)) 

Şimdi geldim ithaflarıma. Yani bu güne kadar çok büyük kitle dediğim insanlara :) 

İlk olarak aklıma esen Deep Tone oluyor... 

İlk bloguma nasıl yorum yaptı hatırlamıyorum ya da ben ne diye bloguna yorum attığımı hatta nasıl blogunu da bulduğumu bilmiyorum. Sadece böyle bir iki yorumdan sonra cidden çok hoş bir arkadaşlık oluştu aramızda. Bana dost oldu, ona gerçekten teşekkür ederim. 

2012 Yılında kitap yazmaya adımı koymuşken, umudumu kesmiştim ancak bu aralar kitap yazmam onun sayesinde. Yani hiç arkadaşınız bile yoksa, her şeyi dinleyebilecek bir Deep dayanağı var karşınızda diyebilirim. 

Ancak tek hatırladığım Deep'in blogunu bulduktan sonra baktım bir sürü takipçisi var ama hiç bundan dolayı övünen biri yok. Gösteriş no ilgi everything yani :)) Tam anlamıyla böyle biri bence :) Hadi ilk gün umursadım Deep'i dobra dobra söylüyorum. Sonra baktım kitap yazmış. Allah Allah ! Ben nasıl birini buldum filan dedim. Çünkü böylesine sevilmiş ve kitabı var. İki tane ! Ama sonra da bakın bakın, (övünme zamanı) 3. kitabını ilk gören benmişim ! *.* Deep bile çıktığını görmemiş ki ben de gördüğümde bir iki dakika hadi canım falan diye söylüyorum hep. Ama meğereki kitap Deep'in 3. kitabıymış :) 

İkinci olarak Kahve Yanı'nı anlatmak istiyorum ancak pek de anlatabilecek bir şey bilmiyorum galiba. Kendisine ilk yaptığım çekilişte yer verip, kazanan kişi o olmuştu. Hoş bir iletişim kurduk ancak pek konuşamıyoruz. Eh, benim de sınavlarım var filan, malum. Ama kendisi çok hoş biri :))

Üçüncü olarak blogdan ablam olarak birini görüyorum biliyor muydunuz ? Drama'yı ablam olarak görüyorum ve bilmiyorum pek çok konuşmamamıza rağmen kendisini çok seviyorum. Üzülünce üzüntü geliyor bana gibisinden bazı durumlar oluyor. Bazen içim sıkkınken filan iki laf edebiliyorum kendisiyle. Ona abla demeye çalışıyorum her defasında ama diyemiyorum ama olsun o çok hoş biri *.*

Az daha unutuyordum ! Sıla Duran, namı diğer asıl ablam ! (Namı diğer sırf bu ':)' emojiyi sevmiyorum diye böyle ': )' yapan biriyse sevmemem mümkün değil.)

Onunla o kadar çok görüşüyorduk ki, o Üniversite sınavına çalışırken ben de şimdi Teog sınavına çalışıyorum. En son internetimiz gittiğinde çok zor konuşuyorduk iyi kötü artık aramız o kadar iyiydi ki, ben ona abla o bana küçük kardeş diyordu. Bakın şimdi an duygusallaşma anıdır.. :((

Sonra o da internette çok vakit geçirdiği için, internet başından kalktı ve geri de dönmedi. Özlüyorum, hem de çok.. Yani şu an sevgimi anlatsam filan, gerçekten çok özledim. O belki aylar sonra görecek ama gerçekten ilk günler çok özlüyordum ama şimdi ? Onu unutmaktan korkuyorum diyebilirim. Umarım geri döndüğünde aramızdaki sıcaklık devam eder. Onu gerçekten çok seviyorum. Onu gerçekten çok özledim. Çok ama çok teşekkür ederim abla :( 


Sonuna mı geldik ya ? Ay durun bir göz yaşlarımı sileyim de..

Ah, ah ! İnsan özlüyor işte. Sanal da olsa konuşası geliyor, eskiden böyle gözlerimden yaşlar dökülüne kadar güldüğüm zamanlar aklıma geliyor. Hepsi onun sayesinde.. Ama gerçekten herkese bir kucaktan daha fazlası teşekkür ederim. (BENİ SİZLER YARATTINIZ der gibi oldur kusura bakmayın) Bu güne kadar buralarda olsanız da olmasanız da teşekkür ederim :)) İyi ki varsınız :) 


Toz Dalgası

Sayfalarda kaybettim kendimi,
Toz misali nem kaptım,
Bir kitap kokusu kadar da olmasa,
Aşkı öğrettiler bana.


Aşkın kokusuydu oksijen,
Kitaptaki her kelimenin esintisi gibi,
Yüzüme savurdu her etkisini,
Acısını öğrenmeden bilmemeyi,
Öğretti ilk hamlesinde.

Sevmemeyi de öğrettiklerinde,
Her şeyi bilmiş oluyordum,
Ama ya duygularım ?
Ama ya benim dalgalarım ?
Neredeler diye arar mısın ?
Sormadılar ki,
Bilemem..

26- Filmler'in Esintileri "Lucy"

Etütte geçirdiğim arkadaş ortamı içerisinde bir arkadaşımdan öğrendiğim öneri bir filmdi. Ben de izlemek için sabah en erkenden çektim laptopu filmi izlemeye..


Film oldukça her an beni korkutmaya başlasa da, gerçekten bir etrafıma bakma hissi uyandırdı. Film normalde 8 Ağustos 2014 tarihinde çıkmış olmasına rağmen ben filmin kapağını hep görüyordum. Sinema salonlarında vs. her yerde görmeye başlamıştım ancak etütten bir arkadaşım önerince filmi hemen ilk fırsatta izlemeye başladım bugün. Gerçekten ve gerçekten her insana uygun bir bilim kurgu filmi bence. 

Film, standart bir insanın beyninin yüzde 10’unu kullanabildiği sözde-teorisinden yola çıkarak, bu oranın artması durumunda elde edebileceği güçleri ve yapabileceklerinin sınırını sorguluyor.

Oyuncular: Scarlett Johansson
Morgan Freeman
Min-sik Choi
Amr Waked

Filme kesinlikle 4/4 verebilirim hatta o kadar kurgulamış ve uğraşmışlar ki 4/5 bile verebileceğim bir film. Ki biz beynimizin sadece %10'unu kullanabilirken, bir insanın %100'ünü kullanabileceğini düşünüp bunu kurgulamaları gerçekten çok güzel. 

Her seferinde %10 - %20 diyerek beynimizin zamanla ne kadar özelliklerini ortaya çıkartabileceğini gösteriyor. Gerçekten inanılmaz bir film, ama film o kadar gözümü korkuttu ki, gerçekten bir filmden korkabileceğimi sanmazdım. Bir korku filmi dışında.. Ancak yapımcılığıyla da beni gerçekten çok etkiledi ! Kesinlikle öneriyorum.. İyi günler iyi izlemeler dilerim :)


23 Ekim 2015 Cuma

Dizi Esintim "Vixen"

Uzun zamandır pek çok şeye ara vermem ve hatta bir film bile izlemek için vakit bulamadığım için bir 1 saatlik bile olsa hatta 45 dakikalık bir bölümlük diziler de olsa, bir bölümünü izleyeyim dedim yaklaşık yarım saat önce. 

6 Bölümlük bir film buldum şans eseri. Hem de içinde Flash ve Arrow + karakterler animasyon şeklinde verilmesini çok severek izlemeye başladım. 


Mari olan ana karakter özel güçlerini kullanabildiği ya da başka bir değişle özel güce sahip olan bir totem kolyeyle hayatı değişir ve günün birinde çok eski zamanlarda o totemi isteyen başka biriyle karşılaşır. İşte o an her şey değişecektir dimi ? 

Belki de dünyayı kurtaran bir Vixen olarak kalacaktır ? 

Tam olarak bir araştırma yapamadım ancak hoş ve tam olarak benim için bir dizi olmuş. Flash ve Arrow farklı bir birleşim olmuş doğrusu. Ne kadar o iki diziyi de tamamen izleyememiş olsam da.. Hoş bir diziydi. Her bölümü en fazla 6 dakika olan 6 parçalık bir bütün. Ancak uzun dizi severlere bu dizi peynir ekmek kalacaktır.

2/4 puan veriyorum ancak 3/4 olabilir çünkü tam da ders çalışmam gerekirken kafamı dağıtmam için kısa bir yorum da yazmak için güzel bir dizi. 

İzlediğim YouTube Kanalları

Uzun zamandır Gmail hesabımı açtığımdan sonra Blogger'ı keşfettim ve ardından blog yazmaya başladım ancak Gmail hesabımı açtıktan bir süre sonra da YouTube'a kaydoldum. Son 5 ay gibi bir zaman içerisinde o kadar aktifçe kullanmaya başladım ki artık laptop başından kalkmamamın tek sebebi video izlemek oluyor. 


Şimdi aklıma geldi de neden izlediğim kanalları paylaşarak herkese tanıtmıyorum dedim. Video izlerken dedim ben buna da başlayayım dedim. Umarım güzel bir liste oluşur ve faydalı bir post dizesi daha ortaya çıkar :))

1- İlk olarak az önce Onedio kanalından birkaç video izliyordum ve bundan başlamak istedim. Bu kanalı 2 ay önce keşfettim ve Onedio nun kendi web sitesinde 7'den 70'e harika paylaşımlar var. Bu YouTube kanalında da birçok komik dize videolar var. 


2- Normalde ben pek çok makyaj da yapmasam ilk makyaj videoları ile başlayıp sonradan eğlenceli videolarla konu alan Meryem Can'ı çok seviyorum. Fan değilim YouTube'da kimsenin ancak görseydim bir iki laflaşmak isterdim. Hoş videolar içerikli komik bir kanal daha :)


3- Ben de kitap yorumları yapan bir blogger olduğum için böyle kitap yorumlarını video halinde paylaşan çok da izlemesem tek izlediğim Thin Books var. Gerçekten hoş bir sakinlikte ve oldukça çeşitli bir şekilde kitap okuduğu için ben çok seviyorum ancak bir kanalı da daha çok komik amaçlı yapılan videoları var. İkisini de kaçırmayın derim :))


4- Yabancı şarkı dinlediğimi bir çok kişi artık blogum dolayısıyla öğrendiler ve gerçekten Yabancı şarkılar konusunda ve keşfetmek konusunda takıt olduğumu düşünüyorum. Cover şarkıları da çok seviyorum ancak eğer coverlar asıl söyleyenlerden güzel söylüyorsa gerçekten çok seviyorum. Madilyn Bailey'i de YouTube kanalım olmadan önce de takip ediyordum ve neredeyse onun tam böyle daha çok keşfedileceği zamanlardan önce biliyorum ve şimdi evleneli 2 sene bile oldu ! 


5- Bir çok fikirleriyle Atatürkçü biri Asena Ermiş ile tanışın ! Arkadaşım bana Asena'yı önerdiğinde ilk başlarda pek sevememiştim ancak farklı konularda fikirlerini paylaştığı videolarda bile tam bir Türk'ü olması gereken fikirlere sahip olduğu ve gülünmesi yerlerde gerçekten hoş bir mimik kattığında çok hoş bir video ortaya çıkıyor. Her videosuyla beğeniyorum *.* Ayrıca vlog kanalını da takip ediyorum :)


6- Makyaj hakkında hiç bir bilgim olmamasına rağmen ilgimi arttıran Duygu Özaslan ile tanıştım YouTube'da. Bir makyaj kanalı için oldukça harika videolar paylaşıyor. 


Bu yazımda da bir farklılık yapıp yeni bir seriye başladım. Umarım güzel kanallardır. İyi günler dilerim :)) 


Kitap Yorumu "Çıkmaz Sokak"

Kitap Fuarı'ndan aldığım kitapların hemen ertesini günü kitaplarımı okumaya başladım. Doğrusu okumadığım çok kitap artmıştı ancak çok uzun bir sürede bitirdiğim için yine kendime biraz söylensem de gerçekten güzel bir kitaptı. O zaman tümden nasıl bir yorum aldı benden, inceleyelim hadi ! :)


Çıkmaz sokaklara elveda deyin. Artık öyle bir çıkmaz sokağınız olacak ki, ruhunuz bile sokaklara elveda diyemeyecek. Belki de yeniden aşık olacaksınız bu umutlarla ve, artık bir aşkı sonlandırmanın ve yeni bir aşka başlamanın tam da bu sokaklar arası geçişte göreceğiz. Eslin'in çıkmaz sokağına hoşgeldiniz "Yiğit Kutay" ile birlikte..


Eh artık bir kitap okumamın vakti gelmiş ve çatmıştı ki bu kitap oldukça ince gözüküyor dimi ? Aslında bu kitap 622 sayfa ve oldukça büyük olan yazılarıyla da olsa uzun bir sürede bitirdim maalesef. Bazen bazı şeylerden dolayı vaktim kalmıyordu ve kitabı bitirdiğimde ilk olarak ağlayıp, sonra oh be iyi ki bitti dedim. Ancak oldukça güzel ve unutamayacağım bir etki bıraktığını söyleyemem ama her anı o kadar heyecanlı ilerleyen bir kitap ki, soluksuz okudum diyebilirim.


Kitabın Arka Kapağında Yazanlar: 

"Çünkü sana geç kalmak istemiyorum." İlk aşkım dediğim insandan duyacaktım bu cümleyi. Tabii doğru zamanda ve doğru yerde duyup duymadığım tartışılır. Her neyse, artık bunu dert etmiyorum zaten. Ben Eslin. Söylemeyi en çok sevdiğim şekli ile; Eslin Yılmaz. Şu klasik, hayata 1-0 yenik başlayanlardanım. Ama sadece başlangıcı öyle. Sakar, kararsız, kimsesiz ve yalnızım. Daha doğrusu yalnızdım. Şimdi mi? Şimdi her şey değişti. Bana geç kalmak istemeyen bir ilk aşkım, çıkmaz sokak olduğumu düşünen bir son aşkım var. Bana tamamlanmanın, bir bütün olmanın ne demek olduğunu öğreten arkadaşlarım, yani kocaman bir ailem, Uluç, hatta Hulusi var… Değişmeyen tek şey ise sakarlığım. Söylediğim gibi; şimdi her şey değişti. Artık acılarımın kahkaha almış halini yaşıyorum. 
(Tanıtım Bülteninden)


Bu kitabı aslında almayı düşünmüyordum ama bir anda kitap fuarının her standını gezdikten sonra "Bu kitabı alabilir miyim ?" deyip parasını verdikten sonra gerçekten iyi ki almışım dedim ki gerçekten çok güzel bir kitaptı. Asıl bu kitabı almamın nedeni Kristal Kitap'ın bu kitap yorumunu okuyunca o kadar sevdim ki. Kapağıyla da beni kendine oldukça çeken bir kitaptı zaten. Sonra bir bakmışım kitabı bitirmişim yorumunu ben de yazıyorum :) 


Gerçekten içindeki sözler olsun o bizim evimizin çarprazındaki parktaki trafonun üzerinde yazan yazıyla aynı oluşu olsun gerçekten kitaba bağlanmış durumdaydım. Gerçekten ve gerçekten spoi vermeden anlatmamın çaresi yok o yüzden bu kitaba notum 4/4 verip yazımı sonlandırmak istiyorum. 

Müzik Hayatım 8

Yine yeni yeniden bir çok şarkıyla birlikte sonbahara yeni şarkılarla girmiş bulunmaktayız ancak ben Eylül ayını sonbahardan sayamıyorum pek. Kasım yaklaşıyor ve kendi sonbaharım da gelmiş oluyor. E o zaman yeni şarkılarla kutlayalım !


İlk olarak The Maine ile başlamak istiyorum ki genel olarak rock şarkı çok dinlemeye başladım ve yeni çıkan şarkılarını görmemle tabii ki de diğer şarkılarında da olduğu gibi bunu da çok sevdim. Doğrusu galiba yeni albüm çıkartmaya başlamışlar ve gerçekten tüm şarkılarının da ritminden yöne güzel olacağına eminim.. Hatta YouTube kanallarını bile düzenlemişler. Büyük bir gelişme var galiba *.* 

The Maine'den sonra ben bir süre sonra da X Ambassadors'a Love Songs Drug Songs ile bağlandım. Doğrusu tek dinlediğim bu şarkıları olduğu için şu an pek bir bilgim yok grup hakkında ancak gerçekten güzel bir şarkı bu da.

15 gün internetimiz olmayınca bir sürü şarkı çıkmış ortalara. Ben de daha gün girince YouTube'a, yeni anladım. Gerçekten güzel şarkılar dolduracak galiba bu Sonbahar'ı da :) 

Sia yine bir şarkısını ortaya çıkartmış. Alive şarkısını Krewella şarkısından biliyorum. Yani Alive aslında yaşamak anlamında Waves gibi seviyorum bu kelimeyi. Bu yüzden bu şarkıyı da çok sevdim :) 

Naughty Boy'u pek sevmem. Zayn (sadece seviyorum) gruptan ayrıldıktan sonra Naughty Boy olayları çok oldu ancak şarkılarını çok severim. Her şarkısına da aşkla yaklaşırım ve Beyoncé varmış bu düetteeeeeee !! *.* 

Adam Levine'ın solo şarkılarını ve Maroon 5'daki o melodisiyle de çok severim ancak şu düet olunca sadece Adam Levine ortaya çıkabiliyor sadece. Bu şarkı da uzun zamandır var ancak burada Adam Levine'ın olduğunu hiç sanmazdım ancak hoş bir şarkı :)

Ellie !! Ay bu kadına öylesine aşığım ki, bende hiç şarkısı yok. Çok ironik değil mi ?? :)) Ancak son şarkısını ne kadar sevmemiş olsam da paylaşmak istedim. Bir de Major Lazer ile bir düet daha olmuş Ellie'nin :) Bu On My Mind'den daha hoş bir şarkı bence..

Aşkın Ritmi filminden sonra da Years&Years 'a karşı bir sevecenlik oluştu bende. Ben de filmden olan Desire şarkısına bağlandım galiba :) 

Bir aralar Tove Lo dinleye dinleye artık baymıştım ancak o da yeni bir şarkı daha çıkartarak bir beğeni daha kaptı :) 

Disclosure'un çoğu şarkılarını beğeniyordum ancak yeni şarkılarıyla yeniden takip edebileceğimi sanmazken yeniden şarkılarına bağlandım. Hem de Lorde ile düet yapmasıyla :)

Sam Smith de Disclosure ile düet yapmasının ardından yeni bir şarkıyla yine yeni yeniden sevdim şarkılarını. Unutmuştum gerçekten o huzurlu sesini ya :)

The Weeknd'den beklemediğim bir melodiyle birlikte yeni bir şarkı daha gelmiş. Bu sefer gerçekten diğerlerinden gerçekten gerçekten farklı bir tarz çıkmış..

Daha önce hiç The 1975'den bahsetmedim. Tam olarak hangi müzik tarzında yer alıyor pek bir bilgim yok ancak gerçekten hoş bir müzik kulağı var bu grupta. Tabii klibi hiçe sayarsak tüm şarkıları güzel..

Bu günlerde en çok böyle durgun şarkıları ve böyle bir Rihanna sesini özlemiyor değilim. Bari listeye bunu da ekleyeyim dedim :) 

Müzik Listesi: The Maine - English Girls

Müzik listesini yeterince uzun yapmaya ve her çeşitten koymaya çalıştım. Umarım kulak zevkinize uygundur :)) İyi günler dilerim.. 

Yeniden Doğan Ölümler



Yaklaşıyor günler, 
Uykulu gözler,
 Çekiyor sıcacık kazak gibi,
Uykuya davet eder gibi.

Bazen de,
Küçük bir çocuk gibi,
Bir anda dalıyorum,
Alışmadan..

Belki de denizler de öyle olmalı,
Ne kadar soğuk olursa olsun,
Ne kadar dalgalandırırsa dalgalandırsın,

Belki de bir insana karışır gibi olmalı,
Yavaştan değil,
Birden etkilenmeli bir insan. 
Tanıdıktan sonra geçen zamanlara,
Ah vah demeden.

Belki de,
Anında doğup ölmeli,
En iyi ölüm şekli..

Belki de uykuya dalar gibi ölmeli,
Hayattan belki bilmediğin anda kopup,
Yeniden bağlanmalı,
Hiç ayrılmayacakmış gibi,

Belki de uykuda ölmek gerekir, 
Ölümlerin en iyisi..

22 Ekim 2015 Perşembe

Random Play Mim'i

Ay ben günlerdir sırf bu bloga her hafta 1-2 yazı paylaşma olayında cidden kendimi iyi hissetmiyorum. Ya bilmiyorum böyle şey oluyor, her şeye yetişmeye çalışırken bir hızdır gidiyor deee- 

İşte hat koptu.. Derrr-- ken birden blogum aklıma geliyor ve hani en azından blogumda widget bölümünde Ekim ayında en az bir 20 yayın olsun istiyorum. Yani 20 de yeter o yüzden bu 3 günlük tatil şerefine (Antalya'da yarın tatil.) bloguma yazılarımı paylaşmaya ve bir çok yayın sayısını arttırmaya çalışacağım. Aktifleşmem gerek ya ! 

Hadi başlayalım.. 


1- İyi biri misiniz diye sorarlarsa cevabın?

Bir şey söylemek istiyorum ki "Cık cık cık. Hiç beni tanımamışsınız. Git ya hayatımdan ! " diye çığırmam olurdu galiba. Genelde sınıftakilere böyle tepki gösteriyorum. Geliyorlar hemen 

"İreeeem !"

Hihihihi, ifindim cınım sılık ırkıdışım. Kitip okicim görmüyon mü cınım. 

İyi değilim, ben bundan çoğu kez bahsederim. Ne siz beni tanımak isteyin ne de kendinizi tanıtmamazlık yapmayın.. 2 gün sonra tartışan kimliğim var benim. Bu yüzden gelmeyin, uzak durun derim..


2- Kendini nasıl tanımlarsın?

Aslında cidden çok iyi keyifli bir gün geçirip sonunda duygulanıp ağlayanlardanım. Çok duygulu biriyimdir. Her ne olursa ağlama özelliğine sahibim ama insanlarla keyifli bir vakit geçirmeyi bilirim. Genelde tanımadığım insanlar olunca gergin İrem modu devreye girer her zaman. Pek de belirli biri değilimdir. Bir beğendiğimi öbürsü gün beğenmem. Bugün harika deyip beğendiğimden yarın nefret ederim. Bugün ağladığıma yarın gülerim. Dağlar dağlara bakar ben ovalara gibi..


3- Bir erkekte hoşlandığın şey?

Bak olmadı bu soru, bunu geçiyorum. 

4- Bugün nasıl hissediyorsun?

Aslında pek belirsiz. Kitabımı özledim ya ben. Arkadaşımda kalmıştı, en son tartıştığım.. 


5- Yaşam amacın ne?

Hahhahah :) Güzel sorular yaa :) 

Amacım aslında şu ilk bir TEOG'u atlatmak ve güzel bir liseye yerleşmek. Sonra kitap çıkartmak ama böyle hani kitap ama öyle bir kitap olmayacak. Ne kadar ünlecek olsa bilse ben öyle çok göze batıp kendi hayalimi başlarının ilkeleri olarak görmelerini ya da daha doğrusu paylaşmak istemem.. Yani hani ben hayalimi kendimle yaşasam *.* 


6- Hayat motton ne?

Motto ? Hani şu arası karamelli sandığım şey olan ama pembe parlak paket içinde olan bisküvili olan atıştırmalık ? 

Nedir ? YouTube kanalına sorun bence :))


7- Arkadaşların senin hakkında ne düşünür?

Tripçi, 
Dışarıda gezerken hızlı yürümemden şikayetçiler,
Kararsız,
Yazar,
Dertli,
Durgun,
Şarkı keşfedici manyak,
Dertsiz ama tanıdıklarında farklı..

Şarkı: Sia - Alive

8- Ailen senin hakkında ne düşünür?

Senden iyisi kavalcı köyünün kızında bile yok mu neydi o ya ? Çok becerikliyimdir. Genelde evli kadınların bile yapamadığı yemekleri yapmaya elim yatkındır. Sadece yumuşak davranmamı sevmezler.. 


9- En çok düşündüğün şey?

Galiba kendimi bile düşünmüyorum. Genelde şey oluyor, bir kitap aklımda kalıyor. Onu düşünüyorum. Doğrusu ne biliyor musunuz ? Düşünmek için bile vaktim olmuyor..


10-  2+2?

2 bence. Yani bunda Deep bir şey anlayamamış ancak sanatsal bakarsak 2. Because 2 insan 2 insana eşittir. 2 insanla 2 insan 4 insan olmaz.. Birinden biri arkadaş olur yani.. 

Şarkı: Lenka - Two

11- En iyi arkadaşın hakkında ne düşünüyorsun?

Ay durun bir dakika. Özentilik yapacağım..

Müzikler ve kitaplarla beni bırakın yeter ya.. Ya da annem olurdu. Ya da benim en iyi arkadaşım gelecekte beni bekliyor.. 


12- Hayat hikayen nedir?

Daha yaşayacak çok yıllarım var. Bugün varım yarın yokum gibi..


13-  Büyüyünce ne olmak istiyorsun?

Hemşire ? Hemşeri yazmış gibi hissettim kendimi yaa :) Buna karar veremem ki. Belki rehber öğretmen ya da psikologla da ilgilenebilirim..

Şarkı: Ty Dolla $ign - Or Nah (Biraz alakasız oldu ama :/ )

14- Hoşlandığın insanı görünce ne düşünürdün?

Ay ne kadar güzel değil miiii ? 


15-  Düğününde hangi şarkı ile dans edeceksin?

Ay şimdi bir kere o zamana kadar çok şarkı çıkar kii :)) Ama eğer böyle Türkçe olmayacaksa kesinlikle Beyonce derdim..

(En son gittiğim sünnet düğününde İngilizce olarak kelimeleri takip ettiğimde fucking lafı falan geçiyordu. Aman anacım, anlamlarını bilin. Ne kadar güldüm ben o gün biliyor musunuz ?)

O zamaaaaan ben şimdi buralarda olsaydı Sıla ablacıkımı mimlerdim ancak o çok meşgul :( O zaman kimi mimlesem ya ? 


18 Ekim 2015 Pazar

Aldığım Kitaplar 4

Antalya'da düzenlenen ve maalesef ki bugün sona erecek olan 6. kitap fuarı Cam Piramit'te  bir hafta önce açılmıştı. Ben de 8 gün önce oraya gidip 3-5 kitap almıştım. O zaman başlayalım :))


İlk olarak Psikopat adlı bir kitabın ön okumasını aldım. Fikir edinmek için birkaç sayfa okuyup gidip başka bir kitap almıştım çünkü kapaktan dolayı aklıma başka bir kitap takılmıştı. İlk girişte de içinde hangi yayınevinin hangi yerde olduğu yazan kitapçığı aldığımda Pegasus'u ancak bulabilmiştim. 3 tane ayracı fuardan diğer ayracı da kütühaneden aldım. Kütüphaneye yazıldığımdan bahsetmedim galiba ? 


İlk olarak Gülsüm Yüksel'den Çıkmaz Sokak adlı Wattpad kitabını aldım. Ben ki Wattpad'den çıkan kitaplara karşı bir önyargım varken bu kitabı her yeri gezdikten sonra yayınevine gelip 'Bu kitabı alabilir miyim ?' deyip hemen diğer alacağım kitaplara yöneldim. Şu an 400. sayfasına geldim ve 600 sayfalık bir kitabın hele ki ciltli ve kapağındaki tasarımın bu kadar güzel oluşuna hayran kalarak aldım. Bence şu an kitap gerçekten Wattpad'den çıkan bir kitap gibi gözükmüyor. Tavsiye ediyorum.


2. olarak Talih Güngör'ün Susmasan adlı kitabını aldım. Kitap hem fiyatıyla olsun hem de tasarımı ve o 3 renkli oluşu olsun hepsi pasaport derecesinde gözüküyordu ve gerçekten çok sevmiştim. İçindeki kırmızı hoş italik yazısıyla da gerçekten çok beğendiğim bir kitap oldu. Ayrıca bu aldığım stand'da da öğretmenler vardı. Çoğu herkesin geçmişi 50-60 yıllık özveriyle ve yaşanmışlıklarla dolu kitapları vardı bu içi dışı kıpır kıpır olan bu öğretmenlerle. Oradaki standda olan başka bir yazarla da en az 15 dakikalık konuşma fırsatı ve yazdığı yazılarla ilgili hoş bir sohbet edebildik. Gerçekten oldukça içtenlikle karşılanıp kitabını bana çok güzel anlatan bir hanımefendi vardı karşımda. Bugün son gün ancak eğer gidecekseniz, standı bulabilirseniz de birkaç dakikalığına olsun onlardan kitabı hakkında sorular sormanızı tavsiye ederim..


Bu kitaba dair uzun uzun yazabileceğim bir paragraf belirleyemedim tam aklımda ancak kitabı yarı fiyatına ve New York Bestseller olduğu için güvenip aldım. Almadan birkaç dakika önce de ufak bir tartışma yaşadığım için de hızla alıp geçtiğim ancak arka kapak yazısını uzunca okuyup değerlendirdikten sonra aldığım bir kitap oldu. Okuyup değerlendirmem gereken bir dram kitabı olduğuna eminim..


Bu da fuardan aldığım son kitap ya da boyama kitabı olarak diyebilirim. Bir süredir aklımda olup almak için uygun fiyatlı ve güzel şekilleri olan bir kitap arıyordum. Sonra bu kitabı uygun olunca aldım. Bundaki yaptığım boyalamaları da blogumda paylaşacağım..



Son olarak Kitap Fuarı'ndan çıkıp Cam Piramit'de olan Doğan Hızlan Kütüphanesi'ne girdik ve bir tane kitap seçmek için uzun uzun aradık ve ancak ben yorgunluktan ayakta duramadığım için artık 700 sayfalık olan kitabı bırakıp bu kitabı alıp çıktım. Hatta arkasına bile bakmadığım için hemen okuyup 20 gün içerisinde geri teslim etmem gerekiyor. Umarım okuyabilirim.. 

Bu seferki aldığım kitaplar çok da fazla olmadı ancak ben güzel vakit geçirdim fuarda ve kütüphanede gezerken. Siz de hafta sonunuzu değerlendirin ve kitaplarla bir hafta geçirin. İyi günler.. 

17 Ekim 2015 Cumartesi

Yazılmayı Bekleyenler

Durgunlaşan ya da bunu yazılarda benzetmek isteyen biri de olsam şu an, asıl amacı belirtmek ve haberlerle geldiiiiim ! :)


1-İnternetimiz yeniden geldi ve her hafta sonu bir gün yazı paylaşmaya çalışacağım.

2-Birkaç tane kitap aldım kitap fuarından ve fuar bitene kadar almayı umuyorum ancak fuarı anlatmak için bir yazı yazmam ve kitapları paylaşmam gerekiyor.

3-Etüte yazıldığım için okuldan hemen etüte geçiyorum ve eve altı buçukta gidince 2 test çözemiyorum bir daha. Bir de Sadece Bir Gün'ün 2. kitabını almak için gittiğimde maalesef hayal kırıklığına uğradım. Ancak olaylar olaylar :)) 

4-Tercihlerimi iyice belirlemeye başladım ve çok da olmasa (günde belirsiz 30-40 soru çözüyorum) çalışmaya çalışıyorum. Hiç düşünmezdim ancak, galiba bunun adına bir şeyler karalayacağım :))

5-Müzik Hayatım'ın devam yazılarını yazmaya kaldığım yerden elbette devam edeceğim, elimde bir çok şarkı birikti :)

6-Duygu sellerime devam ediyorum, duygulardan seçmecelerle görüşmek üzere... :)


11 Ekim 2015 Pazar

Bilinmezliklerden Bilinene Yolculuk

İçim böyle bir duyguyla kaplı yine,

...kararsızlıklar...

Çok kararsız bir insan olduğumdan hiç bahsetmedim. Ya da bir şeylere odaklanamama sorunu gibi vs. sorunlarım vardır çoğu zaman. Hatta çoğu zaman kendimi acındırma çabası vardır. Ben de sevmem kendimi, sevdirtmem ya da alıştırmam. İnsanlardan uzaklaşmaya çalışıyorum her geçen gün. Ve bu iyi bir hal almaz olaylara dayanıyor artık. Kendimden uzaklaşma gibi bazı eylemlere geçiyor iç güdülerim. Edebiyata çok sarılmaktan dolayı karakteristik özelliklerim şizofrenliğe yol açmış durumda sanki. Ne kadar gereksiz...


Hüzünle dolu bir insanım. Kimse tanıyamaz böylece. Tanıtmam da kendimi. Sevmem alışkanlıkları da.

Sırf insanları hayal kırıklığına uğratacağım diye de hep insanlardan kaçarım, bilirim nedenini. İnsan her halükarda kendini belli eder. İyiliğiyle, kötülüğüyle anlarım bir zaman sonra. 

Ah işte, keşke diyesim gelmediği zamanlar işte.. Tanımayın beni, tanıtmayın, önermeyin beni başkalarına. Kullanırlar elbet bir gün, bilirim. 

Ama unutmayın İYİ İNSANLAR ! Size kendimden çok değer veririm, bilin... 

Not: Aşırı duygu içeriminden yola çıkılarak anlık yazılmıştır. Önemi içeren kişiler bulunmaktadır.. Belki de o sizsinizdir ? 

Özlenilenler unutulmaz..

10 Ekim 2015 Cumartesi

Gezenti Be Like Yaşıyorum

Birkaç gün önce belirtmiş olduğum gibi bu hafta gerçekten zorlayıcı geçti. Yarın ve bugün fuar gezdim ve gezeceğim gibi gözüküyor. Yani aslında hafta içi stres hafta sonu da kendime ayırmaya çalışıyorum. E elbette ki kendime zaman hafta içi 2-3 saat kaldığı için, hafta sonu gezmeye ya da işlerimi halletmeye çalışıyorum.


Yakın zamanda da fotoğraflı yayınlar paylaşabilirim ancak yarın aklımda fuara giderken vlog çekmek gibi bir zorluk vardı ancak bunu montajlamak için zamanım olmadığı aklıma gelince bundan vazgeçip, her zaman olduğu gibi sadece yazılarımı fotoğrafla desteklemeye devam etmenin daha güzel olacağını düşündüm. 

Sizleri de her gün özlüyorum ve nedense size gizli sırlar veresim var.

Bu aralar çok iyi kararlar aldığımla kendimi övüp şımartıyorum ve geri de dönmenin iyi olacağını sanmıyorum. Matematik hariç etütte her cuma günleri sınav olacakmışız veeeee galiba eskisi gibi sınavlarda gergin olmayacağım. Nedense ama her gergin ifadesini kullanırken geriliyorum. Ayh, ben yarın için çok heyecanlıyım yaaa ^.^ Kitap fuarına gidicem veeeee Gayle Forman'ın 2. Serisinin ikinci kitabını alacağııııııımmmm !!! Bir süredir para birimtirmiştim ve okulda garip şeyler oldu böyle. Yağmurluğum matematikçi tarafından be like oldu ^.^ Sadece nerden aldığımı da bildi :)) 

Bugün çok güldüm ya. Durduk yere ayakkabı denicem, sürekli "ihihihihihih!" dedim. Telefonum bir mağazada kalmış, telefonu alıyorum da sanki hiç kaybetmemiş gibi :)) Allah Allaaaaaah ! Neyse ama böle insanlara umut veriyorum, hocaya doğruyu gösteriyorum, arkadaşlarıma yardım ediyorum filan :) Ay bir de Türkçe sınavında 1. olucam gibiiiii :) 

Ay hadi her şey gönlünüzce olsun, herkese iyi böcüklü uykular :)))

7 Ekim 2015 Çarşamba

Kitap Yorumu "Just One Day"

Okullar açıldı ya, artık bende bu kitap okuma hızı arttı bir anda ve 3-4 günde bir kitap bitirebildim. 



Gayle Forman'dan yine düşük bir derecede bir seri bekliyordum ilk kitabından sonra. Ancak bu çıkan yeni serisiyle birlikte yeniden yazara bağlandım. Bu kitap o kadar ilgi çekici ve ilginç olaylarla gerçekleşiyor ki; ancak şöyle bir şey var ki kitabı uzatmak ve fazladan para ödemek için fazla kelime vb. fazlalıklar var kitapta. Bu biraz kitabı sıkıcılaştırmış ancak, ben dayanabildim ancak benim yerimde başka biri olsa kitaba nasıl bir yorum yapar bilemem.

Konusu: 

Bazen bulunmak için kaybolmak gerekir

Allyson Healey'nin hayatı da tıpkı bavulu gibidir; hazır, planlı, düzenli. Lise mezuniyetinden sonra çıktığı üç haftalık Avrupa turunun son gününde Willem'le tanışır. Özgür ruhlu, gezgin bir aktör olan Willem, Allyson'dan çok farklı bir hayat sürmektedir ve ondan planlarını iptal edip kendisiyle birlikte Paris'e gelmesini teklif ettiğinde Allyson bu teklife karşı koyamaz. Böylece tehlike, romantizm ve özgürlükle geçecek bir gün başlar: Allyson'ın hayatını tamamen değiştirecek yirmi dört saat.

Aşk, kalp kırıklıkları, yolculuk, kendini bulma ve hayatın karşımıza çıkardığı tesadüfler üzerine kurulu Sadece Bir Gün, bazen hiç beklenmedik anda açılan bir kapının hayatımızı değiştirdiğini ve aradığımız kişilerin aslında çok yakınımızda olduğunu gösteriyor...


Kitabın en sevdiğim repliği buydu...

Sonsuza dek değil, sadece bir gün...





Ayrı bir en sevdiğim kitap bölümü bu çince bir kelime... 



Kitabı o kadar beğendim ki, herkese önerebileceğim bir kitap. İyi okumalar...

Toz Mizahı

Yıllarca dokunulmamış raflarda saklanmış, hatta gizleniyordum yine bu gün de. Umut işte; dağlara da olsa vuruyor. Bazen o toz, sayfalarıma işleyince hapşurmaktan bir hal olan insanlar gibi okuyorum elli yıl sonra ilk günki hatırladığım gibi..


Ben bir elli yıldır yaşlanmış tarih kitabıyım. İçimde ne aramak istersen bulabilirsin ama en zirvede olmak bir kütüphanedeki kitap için pek de büyük bir başarı oluşturmuyor. Zamanla anlıyorsun zirvenin değersiz tozlarının anlamını.

Hatta en üstte olmak bir kütüphanedeki tozlanmış onlarca kitap demektir. Ne kadar benden uzun yıllardır tozlanmaya ağlayan kitaparlar da olsa, ben aralarında Fransız bir Japon gibi kalıyorum galiba. Tek bilgi kitabı benim çünkü en değersiz görülen geçmiş zaman olarak biliniyor zamanla. Oysaki her gelecek olay bir geçmiş olaya bağlı olarak gerçekleşiyor, zamanla anlıyoruz aslında..

pek de sevilmeyen karakterlerim vardır, bilirim ben de içimdeki sıkıntı veren insanları. Bir aşk romanı değilim ki bu 21. yy'a ayak uydurayım ? Sevmezler beni zorla verilen ödevleri gecenin körüne kadar bitesiye kadar uykusuz kalmak gibi.

Doğrusu uykusuzluğu ben hiç tatmadım. Çoğu zaman hatta hiç uykumdan da uyandırılmadım. Yata yata karpuz olacağım diye korkuyorum. Maazallah, yiyecek oluverip çıkarım şu kütüphaneden de, tozlarda grip olmayı özlerim yahu !


4 Ekim 2015 Pazar

Ders de Ders, Bana Ders deme

Günlerdir bir internet stresi yaşayarak moralleri en alt seviyeye düşürdüm kendimde ancak o kadar çok özledim ki, her yerden yollar aradım ve karşınızda yazı yazıp paylaşabilmek için çok sevinçliyim.


Aslında şimdi olsa bu yazıyı görsellerle desteklerdim ancak, mobil internetten girmenin zorlukları oluyor ve ancak durumumu anlatmak için yazı paylaşmaya karar verdim.

1 hafta oldu okullar açılalı ve ben şu servis bozuntusu yüzünden 6'da kalkmak zorunda kalıyorum. Oysaki ders 7.10'da başlarken 6'da kalkmak zor oluyor. İnsanın da 9'da uyuyası gelmiyor ki ben zaten pek uyuyabilen biri değilim ki hafta sonu olmasına rağmen uykulu gözlerle kimse uyandırmamışken 7'de kalkıyorum ve hala uykum var. Okul yüzünden oluyor her şey diye hep sinirlendiğim olmuştur zaten. Uykum sırf bu okul yüzünden çok kötü ve göz altlarım umrumda olmaz ancak bunu da morluklar var diye bu konuya bağlıyorum.

gelelim derdim olan teog sınavı derste sıkılınca bir yerlere teoq diye ergenleşmelerime. Aslında ilk günden ödev vermeleri bile saçmayken, şimdi dershane düzeyinde bir etüte yazılabilirim. Ki okuldan çıkar çıkmaz etüte gitmem gereken bir yerde olduğu için, saat akşam 6'da da bitmesi artık bir süre sonra gözüme en iyisi bu, gitmen gerek sinyallerini verdiği için, bu hafta bir zorlamasından gerginliğinden geçtim ancak bunları konuşarak yeniden kendimi germek istemiyorum.

Ancak, çalışma sistemime gelirse kimse beni zorlamadan geçen sene iyi bir derece elde ettim. Bunun haricinde bu sene eklenmiş olan liseye geçiş sınavıdır, tercihlerimdir, yok efendim internet kesildidir, yok telefondur, yok bilmemne filan uzun hikaye.

Çalışma sistemimimi ben kendim belirledim ve okul başlamadan önce teogla ilgili araştırmalarda da bulundum. Şimdi gideceğim etütten çıkan liseye giden kişiler 430, 450 gibi puan almışlar ki benim tek hedefim 400. Ki bu bana yeterken, kendimi çok kasmamaya ama çok da salmamaya çalışıyorum. Bu hafta sonu kendimi çok saldım ve hiç tekrar yapmadım ve bu bu haftalığa mahsus bir şey olarak görüyorum. Kendimi kendim yönetmeye çalışıyorum bu sene. Yoksa biri beni zorladığında asla bir işi bana olumlu sonuç sağlamayacak şekilde yaparım. Baktım ki iki yandan da bu sene iyi olmaya başladım ve kendimi ilk önce kutlamak istiyorum ve devamının gelmesini ve bozulmamasını sağlamaya çalışacağım..

Asla kendimi zorlamamaya çalışıyorum ve bazı internet sorunlarından internet olmadığı için uzun süre burada olmayabilirim, kesinlikle gittiğimi sanmayın. Burayı her gün çok özlüyorum.  Sadece her şeyi dengeli kullanmaya devam edebilmem için buralarda olmamamam gerekiyordu. Sadece;

Sizleri çok seviyoruuuuuum ! *.* Görüşmek dileğiyle ^.^