Ana içeriğe atla

Bullet Journal ~ Şubat Ayı Sonu ~

Şubat ayı biteli çok oldu evet ama yine aksilikler falan filan ama buraya da bir yazı yazmalıydım. Hatta Mart ayı da bitmeye çok az kaldı. Belki de Nisan ayı da böyle gecikebilir ancak düzene girecek! Biraz geç olsa da böyle oldu artık. Size Şubat ayının ajandamda nasıl geçtiğini yazmak istedim. Ayrıca diğer yazılara da bakmak isterseniz şöyle yönelteyim:

Düzeni düzenledim de ondan sonrasında nasıl bittiğini de göstermek istiyorum. Ben hep araştırırken nasıl düzenlenmiş bir de nasıl gözüküyor en son onu öğrenmek istiyorum o yüzden ben de böyle yapmaya karar verdim. Bu serideki yazıları yazarken çok sevinçli oluyorum nedense. Mart ayı için düzenimi hazırladım ancak gün olarak bile geciksem. Kapak olayını çizmeye çalışmaktan, düzeltmeye çalışmaktan, bir türlü devam edemedim sürekli değiştirdim derken gerçekten içime pek sinmese de kapağı, diğer sayfaları biraz biraz içime sindirebildim. Bir sonraki aya inşAllah daha güzel olacak :)




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kitap Dünyam Nasıl Başladı ?

Merhaba arkadaşlar. Ben İrem YAĞIZEL. Ben 08.11.2001 yılında doğdum ve yazar olmak istiyen kitap kurdu, edebiyatı kuvvetli bir öğrenciyim. Benim de her insan gibi hayallerim var ancak benim hayallerim daha 10 yaşındayken başladı. Ben 2012 yıllarında aslında hiç okumayı sevmeyen, yazmayı seven biriydim. Ancak ta ki şu güne kadar; Bir gün babamla birlikte bir alışveriş merkezine gittik ve ben kitap bakmayı seven biriydim. Geçtim kitapların bulunduğu bölüme ve bütün kitaplar saçma sapan geliyordu. Ben arka kapak yazılarını okumaya başladım. Bu iş daha da zevkli oluyordu. Ben sonunda bir kitabı aldım ve inceledim. Bu kitap gerçekten güzeldi. Kitap: Cengiz ERŞAHİN'in "Cesaret Veren Öyküler" kitabıydı. Bir sürü hikaye vardı ve adı gibi bana cesaret verdi. Ben o kitabın cesaretiyle yazmaya başladım ve şu an kitap yazıyorum. Hayallerim'in gerçekleşemeyeceğini bilsem de yine de hayaller kurmaya devam ediyorum ve umutlarım tükenmeyecek kadar fazla. Blogum da istediğiniz b...

Kafasından Geçenler

 Bugün günlerdir yapmak istediğim şeyi tam şu an yapıyorum. Evet! Yıllar sonra blog yazıyorum. Ama bu sefer günlük gibi. Çünkü aklımdakileri aktarma isteğim ile birleşiyor yıllar sonra blog yazmam.  Dün laptopta daha hızlı yazabildiğimi ve şu an mekanik klavyede daha yavaş yazdığımı fark ettim. Belki de bunda tırnaklarımın etkisi var. Her neyse... 2 gündür uyku düzenim çok saçma. Aynı duygularımda olduğu gibi. Çünkü duygularımdan kaçıyorum. Aynı zamanda akşam yemeği de yemiyorum. Gerçekten 5 saatte bir yemek yemesem elim ayağım titrer, başım ağrır, midem bulanır ve yataklara düşerdim. Kalkamayacak halde yalvarırdım "Lütfen şu an bu durumdan çıkabileyim." naraları içinde. Kibar haliyle elbette.  Duygularımdan kaçıp uykuya vermeyi çok yeni öğreniyorum. Aynı şekilde aslında merak ettiğim bir durumu kendi içimde bile merak etmemeye o kadar alıştırmışım ki sorgulamıyorum hatta düşünmüyorum bile. Bu eski ben değil, kesinlikle yeni, heyecansız, içinden o duyguları alınmış bir İr...

Dopamin de ne, ayol?

  Merhabaaa, nasılsınız? Kendimi iş görüşmesi için veya üniversitedeki hocalarıma mail atarken hissettiğim gibi başladım.   Nasıl gidiyor bakalım? Ben size anlatacağım ama sizi de yorumlarda benimle sohbet etmenizi çok isterim. O zaman başlayalım mı?  Ben farklı türde çok insanla tanışıp, konuştuğumu ve bazen de sırf içimden bir ses bu değil ya derken çabalayıp sonradan  "Biliyordum ya!"  derken buluyorum. Tabii ki bariz olanları tespit etmesi ve içimden gelmeyişiyle birlikte anlıyorum bu durumları ve doğal olarak uzatmalara gittiği zaman bile içimden bir  "Samimiyetsiz bu insan bak!"  demesinden anlamaya çalışıyorum.  Bu durum hayatımda çok kez olmadı şükür ki. Ancak şöyle bir durum var ki, bazı ilişkiler bazı arkadaşlarım tarafından mükemmel olması isteniyor. Belki o dinamiği ben tam anlamıyla yansıtamıyorum çünkü bazı detaylar gün geçtikçe unutuluyor.  (Ki B12 eksiğim de cabası.)  Bazen destek olmak için yanımda olan az uz insanı...

İzleyiciler